Arka Oda

1998-KOT NO 0395-ilk soyut resmim

Virgina Woolf’un ünlü kitabı “Kendine Ait Bir Oda”sı içeriğiyle feminist teorinin temel taşlarından biri olmamasının yanısıra sadece adıyla bile kadın yaratısının / yaratıcılığının  metafordur aslında. Tüm engellemelere / engellenmelere karşın kadın yaratıcının kutsal sığınağıdır “Kendine Air Bir Oda”. Aynı zamanda yaşamı boyunca biriktirdiklerini ortaya döktüğü birikimlerini özenle sakladığı, kendini özgür kıldığı tavanarası, sandık odasıdır orası.

Sabahat Çıkıntaş, bana son sergi projesinin “Arka Oda” olduğunu söylediğinde usumda ilk canlanan metafor Woolf’un “oda”sı oldu. Üstelik bu mecazın çağrışımı salt bir mekan değildi. Aklımızın derinliklerinde gizlediğimiz atmadığımız atamadığımız şeylere de dairdi. Çocukluk elbiselerinin, ilk topuklu ayakkabının, siren seslerinin, başka başka kokuların, değişen düşlerin duyguların düşüncelerin; bizi değiştiren anıların tozlu raflarda beklediği soyut yerdi.

Çıkıntaş, “arka oda” projesinde, o raflardakilerin bir kısmının tozunu alıyordu. Uzun yaratım sürecinin eşlikçilerini bugüne, ana taşırken onları aslında ait oldukları yere yeniden yerleştiriyor, hepsini birer sanat nesnesine dönüştürüyordu.

Geçmişi şimdiye taşırken getirdiği öneri ise bir tür zamansızlık. Sonuçta alımlayıcı açısından şimdide henüz karşısında olan yapıtın ilettiği salt o an. Süreç ise anın içinde gizli olan.
02KOT NO,0570-200x1.85-tual üzeri akrilik.-2011
Sanatçının minimal, steril geometrik biçimlendirmelerini eşlikçileri ya da çalışmalarının arka planı kendilerinin diğer yüzleri gibi. Birer maske işlevi görürken üzerlerine bulaşan boyalarla malzemeye dönüşen naylonlar, aynı zamanda benzer bir minimalizmi yansıtan sanat nesnesine evrilebileceklerini gösteriyorlar.

Pleksi kutunun içine yerleştirilen renkli şeritler içinden çıktıkları yapıt oluşturma düşüncesinin üç boyutlu halini yansıtıyorlar. Kutunun tek  yüzeyinde bırakılan boşluk, hem yapıtın içine hem de sanatçının arka odasına davet olabilir mi?

Aynı şekilde tuvalin yüzeyiyle eş tutulmuş pleksilerin şeffaflığı o üç boyutu destekliyor. İzleyici yaratımın arkasını izlerken aynı zamanda yapıtın arkasına da geçmeye davet ediliyor. Tuvalde boya ile yaratılan şeffaf geçişler bu sefer salt malzemenin kendisiyle bütünleşiyor.
ADIMLAR 2-2012-50x50x27cm
Ve arka oda… Arka oda bu kez dillenen işlevi görüyor. Malzemenin sessizliğini fotoğraf ve yerleştirmelerle bozuyor. Sürece ilişkin olanı daha açık seçik gösteriyor. Bir başka şekilde izleyici simgesel olarak yapıtın ardına geçiyor ve bu kez an-süreç ilişkisinde yaratılan deneyimi tersten yaşıyor.

Her yaratım aynı zamanda bir deneyim ve her izleme deneyimin bir kez daha çoğalmasıdır. Arka oda bazen özenle koruduklarımızı barındırır, bazen sakladıklarımızı ya da gizlediklerimizi. Bazen geçmişi ve şimdiyi.